- I. İLÇENİN TARİHİ
A-TÜRK FETHİ ÖNCESİ AHLAT
1-Ahlat Adının Menşei
Ahlat’ın adının menşei hakkında halk arasında hala süregelen bir efsane vardır . Bu efsane şöyledir;
“ Van Gölü’nün bu müstesna kıyısında hüküm süren Urartu Kıralı “Lat” Med’lerin saldırısına dayanamayınca şehir düşe ve hükümdar da ağır yaralar alır. Babasının başını dizine koyan hükümdarın kızı “Ah!” çekerek ince ince göz yaşları dökmektedir. Kızın “Ah! Lat , Ah! Lat” diye yükselen feryadı, Med’lerin şehre girmesine kadar devam eder . Urartu Kıralı hayata gözlerini yummuş ancak bilmeyerek çok sevdiği bu şehre ismini vermiştir.”
Şüphesiz bir efsane ama doğrusu hoş yakıştırılmış. Bunun yanı sıra ilçenin ismi islami literatürde “Hilat” olarak geçer .
2-Ahlat’ta Çeşitli Hakimiyetler
Türkiye’de belki de tarihi eserleri açsından eşi benzeri olmayan bir belde konumundaki Ahlat’ın varlığı MÖ. 1500 yılına kadar uzanmaktadır.Asurlular’ın bir uç beyliği olan şehir daha sonra Urartular’a geçiyor. İsmini de bu dönemde alıyor. Şehrin en eski sakinleri olan Urartular buraya “Halads” , Ermeniler “Şaleat” , Süryaniler “Kelath” , Araplar “Hil’at” , İranlılar ve Türkler ise “Ahlat” demişlerdir.
Ahlat’ta paleolotik döneme Tunç Devri’ne tarihlendirilen münferit eserler mevcuttur. Bu dönem esaslı olarak ilmi şekilde araştırılmamıştır .
Şehir MÖ.9.yy.’da Asur hakimiyetine son veren Urartuların egemenliğine girmiş ve Urartuların şehirdeki bu hakimiyetleri MÖ.6.yy.’a kadar devam etmiştir. Bu dönem hakkında pek bilgi yoktur.
MÖ.600 yıllarında Medlilerin ve Perslilerin egemenliğine giren şehir daha sonra Anadolu’daki Pers hakimiyetine son veren İskender’in yani Greklilerin hakimiyetine geçmiş , bundan sonra Port hakimiyetine girmiştir.Bu dönemde ayrıca Roma’nın ve Roma’nın ikiye ayrılmasından sonra da Bizans’ın egemenliğine giren şehir miladi 641 yılında burayı islam ordularının fethetmesine kadar Bizans egemenliğinde kaldı.
3-İslam Dönemi
Şehir Hz. Ömer döneminde Cezire fatihi Iyaz bin Ganem tarafından fethedilerek İslam Devletinin egemenliğine girmiştir (641). Ahlat Beyi yapılan antlaşma gereği vergi vermeyi kabul etmiş ve bu antlaşma Hz. Osman döneminde Doğu Anadolu’da harekatta bulunan Habib b. Mesleme tarafından tasdik edilmiştir. Hz. Osman’ın öldürülmesi , Hz. Ali döneminin de karışık geçmesi ve nihayet Hz. Muaviye’nin ölümüyle başlayan iç karışıklıklar sırasında Ahlat halkı da isyan etmiş ancak Emeviler’in Cezire valisi Muhammed b. Mervan tarafından şiddetle cezalandırılmışlardır. Böylece bölge Cezire valiliğine bağlanmıştır. Azerbaycan valisi Cerrah b. Abdullah’ın Erdebil’de Hazarlara yenilip şehit düşmesi üzerine halife , Hişam b. Abdülmelik Said el Haraşi’yi Hazarlarla mücadeleye memur etti (730-31). Ahlat’a gelen Haraşi şehir kapıları kendine açılmayınca şehri şiddetli bir muhasaradan sonra almıştır.
Abbasiler döneminde Ahlat’ta ki mahalli hanedanlar ibka edildikleri gibi idari yapıda aynen korundu. Bu sıralarda Haricilerin Musul ve Diyarbekir civarında faaliyetlerini yaygınlaştırdıklarını görüyoruz. Ahlat’ta zaman zaman onların saldırılarına ma’ruz kalıyordu. Mahalli idarecilerin 851’de Van Gölü ve çevresinde çıkan olayları bastırmaktan aciz kalmaları yüzünden Samerra’dan gönderilen Büyük Boğa asilerin reisi Musa b. Zürare’yi yakalayıp bu bölgede dirlik ve düzenliği yeniden kurdu. Abbasi hakimiyetinin zayıflaması üzerine Bizanslılar 928’de şehri almışlardır. Bundan sonra Ahlat’ta X. yy. sonunda bir Kürt sülalesi olan Mervanoğulları hüküm sürmüşlerdir.
B- TÜRK FETHİNDEN SONRA AHLAT
1-Selçuklular dönemi
Türkler Anadolu’ya geldiklerinde Ahlat dışındaki Van , Erciş, Malazgirt, Bargiri gibi bölgedeki şehirlerin hepsi Bizanslıların hakimiyetinde idi. Ahlat ise Hz. Ömer döneminden beri zaman zaman el değiştirse de müslümanların hakimiyetinde idi. Bu bölgeye karşı Türk akınlarının VIII. yy.’da başladığı bilinmektedir. Bu dönemde buraya hakim olan güç Bizans idi ve bu bölgelere keşif hareketleri düzenleniyordu. Bizans ile askeri mücadele bölgesi uçlar itibariyle Suriye, El-Cezire e Doğu Anadolu ucu idi. Doğu Anadolu ucunda Ahlat ve Erzurum iki önemli şehirdir.
1071 tarihinden evvel büyük bir ihtimalle 1040 tarihinden itibaren Ahlat , Anadolu’ya gelen Türkmenlerin uğrak yeri olmuştur. 1018’de Çağrı Beyin yurt edinmek amacıyla Van Gölü kıyılarına bir keşif harekatı yaptığını, burada Bizans komutanı Senekherim’i mağlup ettiğini ve daha sonra Maveraünnehr’e dönerek buraların fethedilebileceğine dair kardeşi Tuğrul Beye bilgiler verdiğini tarihi kayıtlar kaydetmektedir.
Türkmen Beyleri bu akınlara devam ettiler. Hatta 1040 Dandanakan Zaferinden sonra zaptı zaruri yerlerin başında Anadolu geliyordu. Bu maksada yönelik olarak 1040’dan sonra kurulan Büyük Selçuklu Devletine tabi olan Türkmen Boyları bunlara sağlanacak yer sıkıntısı zuhur edince bu boylar Andolu üzerinde yağma hareketlerinde bulunmaları için yönlendirildiler. Böylece buraya giden Türkmen zümreleri burayı yurt edinmek maksadını taşıdıkları için bir kısmı buralarda yerleşmiş bu da Anadolu’nun fethini kolaylaştıran en önemli amil olmuştur.
İbrahim Yınal 1048 Hasankale Zaferiyle Bizanslıları ağır bir yenilgiye uğrattı. Tuğrul Bey 1054 yılında Ahlat üzerinden gelerek Malazgirt’i kuşattı ancak alamadı.Sultan Alparslan devrinde Ahlat Selçuklu Devletinin Anadoluya düzenlediği seferlerde bir üs vazifesi görüyordu. 1066 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan’ın kumandanlarından olan Gümüştekin, Afşin ve Ahmetşah Anadolu içlerine başarılı akınlar yaparak o dönemde bir Türk garnizonu haline gelmiş olan Ahlat’a döndüler.
Sultan Alparslan Malazgirt’e Ahlat’an giderek burayı fethetmiştir. İbn’ül Ezrak Malazgirt Zaferine katılan Ahlatlıların zengin ganimetlerle döndüğünü ve bu tarihten sonra şehrin Sultan Alparslan tarafından tayin edilen valilerce yönetildiğini kaydetmektedir.