HİZAN
Hizan'ın yazılı tarih öncesi oldukça karanlıktır. Yöre M. Ö. 2000 yıllarında Anadolu Hititlerinin egemenliğine girmiştir. Yine M. Ö. 1400 yıllarına ait Asur' kılardan kalma harabe kalıntılarına rastlanmaktadır. M. Ö. 1400 yıllarına ait Hizan'ın Gayda Köyüne bağlı Kayalar mezrasındaki bir sur harabesi ile han ve hamam Hizan'ın ilk olarak Asurlular tarafından kurulduğu anlaşılmaktadır. Hizan, M. Ö. 1000 yıllarından sonra Urartuların egemenliğine girmiştir. Yöre daha sonra sırasıyla Pers, Makedonya, Part, Roma ve Bizans devletlerinin egemenliğine girmiştir.
Hizan ve çevresi 7. Yüz yıldan itibaren dört asır boyunca Arapların (Abbasiler ve Emeviler) egemenliğinde kalmıştır. Malazgirt Zaferinden sora Hizan ve çevresine Selçuklu Beyliklerinden Dilmaçoğulları yerleşmişlerdir. Dilmaçoğullarının merkezi Nevs-i Hizan (Kayalar)'dır. Yöre daha sonra sırasıyla sökmenler Beyliği ve Eyyubiler Devletinin egemenliğine girmiştir.
Hizan 1514 yılında Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Seferi sonucu Osmanlı Devletinin egemenliğine girmiştir. Bu tarihten sonra Azerbaycan'dan gelen Murtaza Bey bir beylik kurarak kendi gücü nisbetinde bağımsız yaşamaya çalışmıştır. Bu dönemde Hizan, Erzent olarak bilinmekte idi. Murtaza Beyin ölümünden sonra yerine oğlu Abdal Bey geçmiştir. Abdal Bey' den sonra Beyliğin başına Mir Şerafettin geçmiştir. Mir Şerafettin'in Hizan'da iki köşk yaptırdığı söylenmektedir. Bu köşklerden en önemlisi Giri Serginci diye anılan şimdiki Serin Tepede kurulmuş olup, 336 odadan ibarettir. Ayrıca Mir Şerafettin'in her gece odalarından birinde olduğu nakledilmektedir. Bu Beyliğin yönetimi 19. Yüz yılın ikinci yarısına kadar devam etmiştir.
Hizan, 19. Yüz yılın ikinci yarısında Erzurum vilayetinin Muş sancağına bağlı Bitlis nahiyesinin bir köyü idi. Hizan 1913 yılında Rus işgaline uğramıştır. Bu işgal sırasında Rusların desteğini alan Ermeniler bir çok insanımızı katletmişlerdir. Ermenilerin baskıları sonucu Hizan halkı Şirvan ve çevresine göç etmişlerdir. 1914 yılında Rusların çekilmesi ile Hizan halkı kendi yerlerine dönmüşlerdir.
Hizan, 1919 yılında ilçe yapılarak Bitlis iline bağlanmıştır. 1929 yılında bucak haline getirilen Hizan; 1936'da Muş iline bağlanmış daha sonra 2881 sayılı kanunla tekrar ilçe yapılarak Bitlis iline bağlanmıştır.
Hizan isminin ne şekilde verildiği bilinmemektedir. Ancak, 19. Yüz yıla kadar ismi Erzent olarak bilinen Gayda köyünün Kayalar mezrası, 19.yüz yıldan sonra Nevs-i Hizan olarak değiştiği bilinmektedir. Karasu, ilçe merkezi olduktan sonra Hizan adını almıştır.
Ormanların var olmasına rağmen genelde seyrek bir bitki örtüsü vardır. Orman altı bitki örtüsünü kurakçıl bitki örtüsü oluşturur. Ormanları oluşturan başlıca ağaç türü meşeden başka soğuğa dayanıklı ardıç ve yabani meyve ağaçları azda olsa yer yer görülür. Derin ve sulak vadi tabanlarında türlerin sayısı artma gösterir. Böyle kesimlerde özellikle söğüt, çınar , kavak, ceviz, fındık, yabani fıstık ve meyve ağaçları sıkça görülür.
Hizan’da kaba çizgilerele karasal iklim görülmektedir. Ancak bu karasal iklim, doğunun sert ve karasal iklimi ile Akdeniz İklimi arasında bir geçiş özelliği gösterir. İlçede kış mevsimi soğuk ve yağışlı geçer. Kar yağışı çok olmamakta ve yağmur yağışı daha fazla görülmektedir. Yaz ayları sıcak ve kurak geçer. Doğuda ılıman iklim özelliği gösteren ender yörelerden biridir.
Hizan Bitlis ile Van Gölü’nün güneyinde çok sarp ve yüksek bir bölgede yer almıştır. Kuzeyinde Tatvan, batısında Bitlis ili ile Şirvan, güneyinde Pervari ve doğusunda Van ili Gevaş ilçesi ile bir geçiş özelliği göstermektedir.
İlçe yüzey şekilleri bakımından dağlıktır. Ova ve platolar yok denecek kadar azdır. Hizan’daki dağlar Güneydoğu Toros Dağlarının bir uzantısıdır. Bu dağlar Van Gölü’nü besleyen küçük akarsularla, derin vadilerle bölünmüştür. Hizan’ın yüzölçümü 917 km2’dir.İlçe topraklarının % 90’nında dağlar ve yüksek tepeler oluşturur. Önemli bir akarsu kaynağı yoktur.Batan Çayı, Akşar Çayı ve Hazar Çayı gibi küçük akarsuları vardır.
Hizan’ın tarihi M. Ö. 2000 yıllarına kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip olmasına rağmen sürekli tahrip edildiğinden birkaç kale kalıntısından başka her hangi bir tarihi yapıya rastlanmamaktadır. Tarihi değeri olan Kayalar mezrasındaki surlar, Yolbilen, Oymapmar, Horozdere, Kolludere köylerindeki kale kalıntıları günümüze kadar gelmiştir. Bu kalelerin çoğu 1913 yılındaki Rus istilası sırasında tahrip edilmiştir. Sürücüler köyü yakınlarında Selçuklu hükümdarı Keyhüsrev döneminde yapıldığı sanılan Tağ Medresesi'nin kalıntıları halen mevcuttur. Tarihi Nazar Köprüsü 1996 yılında yıkılmıştır. Ayrıca tarihi değeri olan kilise kalıntılarına rastlanmak-tadır. Bulardan Kayaş köyündeki kilise sağlam kalabilmiştir.
Yapılan tespitlere göre, Hz. Ömer Devrinde Doğu Anadolu Bölgesine yapılan sefer sırasında şehit olduğu sanılan dört büyük zatın türbesi Hizan'dadır. Bu türbelerden Şeyh Muhammet Türbesi Kayalar'da, Şeyh Hasan Türbesi Durak'ta, Şeyh Muhammet Türbesi ilçe merkezinde ve diğer türbe de Koçlu köyündedir. Ayrıca, Gayda Köyünde Seyyit Sabğetullah (Gavs-ı Hizani) Hazretlerinin türbesi bulunmaktadır.
Hizan halkının misafir perverliği dillere destandır. Yöre insanını en büyük arzusu misafirlerine en iyi hizmeti vermektir.
Hizan halkının genel olarak dine büyük saygıları vardır. Bu nedenledir ki, bağrında bir çok âlimi çıkarmıştır. Özellikle Seyyit Sabğetullah Hazretleri, Said-i Nursi ve Mola Halil gibi âlimler en tanınmışlarıdır. Ayrıca, Kamran İNAN, Abiddin İNAN ve Edip Safter GAYDALI Türk siyasi tarihinde önemli yerlere sahiptirler.
Hizan'da sinema ve tiyatro gibi kültürel faaliyetlere rastlanmamaktadır. Düğünlerde herhangi bir konuyu canlandırmak için seyirlik oyunlar oynanmaktadır. Ayrıca , halkın çoğu Hizan yöresine ait halk oyunlarını bilmekte ve düğünlerde oynamaktadır.
|